banner27
23 Nisan 2018 Pazartesi

Sason'un İlkçağ Tarihi

Aşkı İçin Hayatını Feda Eden Leybun'un Hikayesi

17 Kasım 2014, 18:21
Aşkı İçin Hayatını Feda Eden Leybun'un Hikayesi
Nurten Bozkurt

 Karanlık  gözlerimin derinliklerine yavaş yavaş sızmaya başlarken, aydınlığa koşmak isteyen düşüncelerim, gecenin dört duvar arasına hapsettiği bir bedenle kelepçeleniyordu. Oysaki ben düşüncelerin bir beden tarafından tutsak edilemeyecek kadar özgür olduğuna inananlardanım. Bu inancım beni tarihin tozlu sayfalarında gizlenen bir aşk öyküsünü yazmaya davet ediyordu. Dumanı üzerinde acı bir kahvenin verdiği huzur ile inceleyen, okuyan gözlerin verdiği acı arasında kalan ellerim, sonunda  yazmaya  karar verdi. Sizleri bundan yüzyıllar öncesinde aşkı için kendi ırkıyla savaşan, acının su gibi aktığı aşkın sel gibi taştığı ve nefretin ok gibi saplandığı Sason topraklarına götüreceğim. Sason’un Kaşyayla ( eski adıyla Gıdorni ) köyünde bundan yüzyıllar öncesinde Ermeni bir papaz diğer bir adıyla keşe yaşarmış. Bu papazın  Leybun adında simsiyah gözleri olan, beyaz tenli, uzun ve simsiyah saçlı dünyalar güzeli bir kızı varmış.  Kızını çok seven bu papaz  Leybun’un güzelliğinin, bir gün canını yakmasından korktuğu için onu müslüman olan karşı köylere göndermezmiş. Leybun boş vakitlerinde kiliseye gidermiş, babasının verdiği kitapları okurmuş ve kiliseye uzaktan gelen köylülere su dağıtırmış. Bu düzenli ve mutlu geçen hayat bir sonbahar gecesinde değişmiş. Ve bu değişim ileride geriye dönülmez acıların kapısını aralamış.

              Rüzgarın uğultularıyla haykırdığı soğukların kapıya dayandığı bir gündü. Leybun, yaşlı babasının eve geldiğinde soğuktan hastalanmaması  için köyün aşağısındaki ormanlığa gidip odun toplamaya karar verir. Eline aldığı bir çuval ile ormana doğru gidip odun toplamaya başlar. Çuvalını doldurunca, sırtına alır ve yürümeye başlar. Tam bu esnada acı çeken bir ah sesi duyar. Teni bembeyaz kesilen Leybun sesin olduğu yere yönelir.  Önce biraz yürür. Sonra  yerde kanlar içinde yatan dağ gibi bir delikanlı görür. Leybun bu yakışıklı delikanlının haline üzülür. Ve ona yardım etmeye karar verir.   İlk başta elindeki çuvalı yırtar. Sonra yırttığı çuval parçalarını kanayan yaraya sıkıca bağlar. Ve sonra yardım getirmek için oradan hızla ayrılır. Ormanın çıkışında iki köylüye rastlar. Ve durumu izah eder. Köylüler koşarak olay yerine varır. Bu genci yerden kaldırarak ata bindirirler. Ve papazın evine doğru yol alırlar. Bu arada Leybun’da çuvaldaki bir kısım odunları kollarına alarak eve doğru yol alır. Papazın evine varan köylüler genci bırakıp geri dönerler. Leybun ise genci tedavi eden babasının ısınması için şömineyi yakar. Küçük kıvılcımları büyük alevlere  çevirmek için odunların hepsini birer birer şömineye fırlatır. Sonra babasına olanları bir bir anlatır. Aradan bir gün geçer. Ölümle pençeleşen genç gözlerini açar. Ve ilk Leybun’u görür. Bir melek gördüğünü düşünen genç, papazı görünce kendine gelir. Papaza bir müslüman olduğunu ve buğday almak için başka köylere gittiğini, dönerken iki hırsız tarafından bıçaklandığını anlatır. Papaz bu durumu öğrenince gencin kendine gelene kadar evinde kalmasına müsade eder. Gün geçtikçe Leybun’un güzelliğini gören genç karnındaki bıçak yarasını unutur. Gittikçe gönül yarasının acısıyla kavrulmaya başlar. Bazen Leybun’un yüzünü görebilmek için susamadığı halde su isterdi. Çünkü onun yüzünü gördüğünde acısı hafifler ve yüzüne tebessüm gelirdi. Leybun’da gün geçtikçe daha fazla ilgi göstermeye başlar ve hayatlarına giren bu yabancıyı merak etme duygusu onu aşkın eziyetli yollarına sürükler. Günler birbirini kovalarken genç iyileşir. Papazın karşısına çıkar ve şunu der: Benim hayatımı kurtardınız. Size canımı borçluyum. Ne yapsam da hakkınızı ödeyemem. Fakat sizden bir isteğim olacaktır. Ben kızınız Leybun’u seviyorum. Sizin de müsadeniz olursa evlenmek isterim. Bunu duyan papaz hiddetlenir. Buna nasıl cüret edersin? Seni ölümden kurtardık. Nasıl böyle bir şey düşünürsün? Çekmecesindeki iki hançeri çıkarır. Bak genç adam sen de en az benim kadar iyi bilirsin ki bu evden kız almaya kalkısırsan bu elimde gördüğün hançerlerden biri senin kalbine diğeri de beynine isabet edecektir. Sana hala yaşama şansı veriyorum. Burayı çabucak terk et. Bu evde bir müslümana ancak mezar taşı verilir. Bunun üzerine müslüman genç saygısından diretmez. Fakat evden çıkarken Leybun’a bir kolye bırakır. Ve ona seni ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim der. Yukarıda gördüğün tepeye her gün gelip seni bekleyeceğim ta ki bana evet diyene kadar. Ömrümün son nefesini verene kadar oraya geleceğim der. Ve ardına bakmadan yaşarmış gözlerle ilerleyip gider.Leybun bu olaydan çok etkilenir. Fakat yaşlı babasını üzmemek için konuşmaz. Her gün tepeye bakmak için evin damına çıkar. Ve gerçekten de sevdiği çocucuğu orada görür. Her gece  yaz kış demeden bekleyen genç sözünde gerçekten durmuştur. Leybun ise gün geçtikçe daha bir arzulanır. Ve bir gün babasıyla konuşmaya karar verir. Tam babasının odasına varacakken Gabriel adında bir fedainin elindeki fermanla saldırıları başlatacağız dediğine tanık olur. Gabriel artık burdaki müslümanlar çoğaldı ve güç unsuru haline geldiler. Yakında bizleri burdan çıkarmaya kalkışabilirler. Bu yüzden hepsini yok etmeliyiz der. Bunu duyan Leybun irkilir. Ve babasının odasına girer. Baba sen her zaman iyiliği, güzelliği telkin etmiyor muydun? Bizlere ne zararları var?  Kan başlarsa bu topraklarda ardı arkası kesilmez yapmayın der. Papaz kızına bağırır. Sen çocukça düşünüyorsun. Müslümanlar bir kere uyandı mı bizlerin rahat uyuma şansı olmaz der. Leybun ben insanları bir korku üzerine yok edecek bir savaşta yokum der. Ve ağlayarak orayı terk eder. Bu olaydan sonra Leybun işlerin karışacağını anlar. Ve gönlünün onu götürdüğü yere varmaya karar verir. Tepeye varır ve orada sevdiğini görür. Koşarak sarılır, ve gidelim buradan der. Müslüman genç Leybun’u alır, götürür. Düğün hazırlıkları yapılmaya başlanır. Bu esnada papaz Leybun’un gittiğini fark etmiştir. Ve etrafı darmadağın etmiştir. Biricik kızının bir müslümana kaçması onu daha da hiddetlendirir. Ve müslüman köye haber gönderir. Kızını geri göndermedikleri takdirde büyük bir savaşın başlayacağını belirtir. Fakat Leybun’da müslüman gençte mutluluklarından caymayacaklarını belirtir.Aradan birkaç gün geçer. Tam da düğün hazırlıkları başlarken bir düzine asker saldırmaya başlar. Müslüman genç, köylülerin öldürüldüğünü görünce bu savaşa girer. Ve Leybun’a bu senin savaşın değil.Beni tepede bekle dönersem birlikte burdan uzaklaşır gider mutlu oluruz. Dönmezsem de hakkını helal et der ve gider.  İyi bir savaşçı ve at binicisi olan Leybun bu savaşta sevdiğini yalnız bırakmaz ve peşinden gider. Savaş meydanına giren genç, düşmanlığı bırakalım kimse ölmesin çağrısında bulunur. Ölmesin kelimesi söylediği son sözcük olur.  Gabriel ona fırlattığı okla onun yaşamını sonlandırır. Sevdiği erkeği kaybeden Leybun bunun acısına dayanamaz Gabriel’i öldürür. Bir yiğit gibi elindeki kılıcı sallayan Leybun diğer müslümanlara da  cesaret verir. Ve bu savaşın talihini lehine çevirir. En son Herthago Köşkü’ne kadar ilerler. Gözleri acıyla yasa boğulan Leybun babasına gitmeye karar verir. Oysaki ölüm fermanı babası tarafından çoktan çıkarılmıştır. Herthago Köşkü’ne varınca akrabalarını gören Leybun kılıcını indirir. Tam babasını soracakken arkasından gelen bir kılıç darbesiyle yere serilir. Oracıkta ölen Leybun’un göz yaşları toprağa deyince toprak sarsılır. Ve bu sarsıntı babasının köyünü yerle bir eder.

     Leybun’u öldürüldüğü yere  gömen akrabaları  köylerine dönerken asıl felaketi orda yaşarlar. Leybun’un ölümüne ağlayan toprak acının verdiği  büyük bir sarsıntıyla babasının köyünü yerle bir eder, kiliseyi ters döndürür ve içine çeker. Köyde hiçbir canlı beden kalmaz ve papaza gelince ne ölüsü, ne dirisi asla bulunamadı. Bu acı aşk öyküsü sadece öykü olarak kalmadı Ziyareta Leybun ( Leybun Ziyareti) olarak gerçek hayatta yerini alıyor. Leybun’un mezarının olduğu bu ziyarette upuzun çınar ağaçları vardır. Köy halkı o uzun ağaçların aslında Leybun’un uzun güzel saçları olduğunu söyler. Kimse ordaki ağaçları kesmez. Hatta bir defasında buna inanmayan bir köylünün ağacın dallarını kesmeye çalışırken, ağaçtan düşüp öldüğü anlatılır. Ve ters dönen kiliseye gelince bundan birkaç yıl önce yerin altına inen bir geçit bulundu. Fakat bu geçitten aşağı inenlerin hiçbiri  geri dönmedi.

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • erdal tekin 3 ay önce yorumlandı

      girenin çıkmadığı söylenen bir geçit görsem kesinlikle girerdim:)

    • Naim BOZKURT 3 yıl önce yorumlandı

      yüreğine emeğine sağlık geçmişi unutanlar yok olmaya mahkumdur.

    • kerem yılmaz 3 yıl önce yorumlandı

      etkilenmemek elde değil..

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV