banner27
27 Temmuz 2017 Perşembe

Avrupa ve ABD'nin Çilekleri Sason'dan

Atilla Can ile şiir kitabı "Nestanka" üzerine söyleyişi

23 Nisan 2014, 10:43
Atilla Can ile şiir kitabı
Behcet Çiftçi
 1:Hangi alanda yazıyorsunuz?

- Ben daha çok deneme, roman ve şiir ağırlıklı çalışmalar yapıyorum.

2:Peki genelde çıkan kitaplarınız ne kadar satıyor?
-Satış problemi Türkiye’de ki yazarlar için bir handikap. Eğer kendim için söyleyecek olursam; Ekim 2011,Kasım 2011 başlarında tam olarak 2000 adet basıldı kitap. Geçen hafta internet yayınevinin kitap stokunu kontrol edeyim diye bakayım derken stokların tükendiği ile ilgili bir yazı ile karşılaştım. Bir an belki birileri benimle dalga mı geçiyor yoksa bilerek mi o kelimeleri oraya dizdi diye düşündüm ama sonradan elimdeki kitapların da tükendiğini görünce inandım.

3:Peki neden yazarlık:
-Sizden önce birkaç röportaj çalışması daha yapılmıştı benimle. Bilmiyorum okudunuz mu? Gerçi yazarlar hep geçmişleri ile yaşarlar ama ben yine de bugüne dair bir şeyler söyleyeyim. Aslında yazmak anlatacak bir şeyleri olanların uğraşıdır diye düşünüyorum. Yani düşünüp de, hayal edip de, hissedip de belki birilerine anlatamadığımız, birileri ile paylaşamadığımız, birileri ile yaşayamadığımız saklı yanlarımızla bir nevi flört etmek, görüşmek fısıldamaktır diyeyim yazmak.

4:Yazarlığa ne zaman başladınız?
-Çok ilginç gelecek ama ilkokul 1’de. O da nasıl: Öğretmenimi çok seviyordum, onun bir kız çocuğu vardı. Onu da çok seviyordum. Ona mektup yazmaya başladım tabi bu mektuplar evin büyükleri tarafından yakalanınca tarlada tütün sularken akan o suyun şırıltılarına gömdüm diyeyim. Yazmam tabi orta 1vaya2’de başladı tabi şiir olarak. Lise de deneme olarak devam etti. Günümüzde ise çıkan ilk roman kitabı ile daha bilinçli daha seviyeli bir hal aldı ama hala da yazmaya devam ediyorum, elimizdeki roman bitmedi devam ediyorum.

5:Kendinizi başarılı buluyor musunuz?
-Kendimi tam olarak ifade edebildiğimi düşünmüyorum. Eğer tam olarak ifade edebildiğimi düşünseydim; yeni yazma çalışmaları, çabaları içine girmeyebilir, motivasyonumu düşürebilirdim ama ben sürekli bir yanlarımın eksik olduğunu sürekli bu yanlarımın doyurulmaya muhtaç olduğunu biliyorum ve sürekli bu dürtüyle bu moralle de yazıyorum.

6:Çevrenizden, sokakta görenlerden iyi tepkiler alıyor musunuz ya da tanınıyor musunuz?
-Ben Türkiye’ de çok nitelikli bir okul profili olduğunu düşünmüyorum. Tabi hiçbir zaman okuyucuları da küçümsemek istemem sonuçta ben de bir okuyucuyum. Türkiye’de kaliteli bir okul çevresinin olduğunu düşünmüyorum. Yalnız şunu söyleyeyim bir oranlama yapmak gerekirse %80 oranında belli kategorilerde yani ilkokul ortaokul hatta tutun ortaokuldan lise öğrencilerine üniversite öğrencilerine ve öğretmen belli meslek grupları da bu hesaba katılacak olursa genelde olumlu tepkiler alıyorum. Ama şunu da söyleyeyim Türkiye’de daha doğrusu dünya da bu bütün coğrafyalar için geçerlidir yazarlar yazarlıkların ilk birkaç yılında yalnızdırlar.

7:Farklı alanlarda eserleriniz var mı?
-Daha önce söylediğim gibi benim yazı çalışmalarım şiir ile başladı deneme ile devam etti. Romanla şu an idmanı bir hal aldı. Yine dediğim gibi roman çalışması ikinci aşaması bir intiharın anatomisi diye devam ediyor. Şu an iki deneme iki cilt ebadında çalışmalarım da var. Yine çok iddialı Nastenka adlı şiir çalışmalarım var, şiir kitaplarım var. Biraz romanla işi başlatıp bunlarla götürmeyi de düşünüyorum zamanla.

8:Peki başka sanat dallarıyla ilgileniyor musunuz?
- Tiyatro benim diğer bir uğraş alanım tiyatro, çalıştığım okullarda da birçok yıllar birçok seneler tiyatro çalışmalarım oldu bunlar; şehir salonlarında defalarca sergilendi, oynandı. Evet, özellikle tiyatroyu söyleyebilirim.

9:Peki siz hiç şiir yazmayı veya şiir kitabı çıkarmayı düşündünüz mü?
-Gerçi biraz soruların cevaplarını biraz erken vermeye başladım ama şu an çok iddialı olduğunu düşündüğüm aslında bunu yüreğimin benliğinden süzülen fısıltılarla alıyorum şiir nazlı bir uğraştır romana, denemeye daha doğrusu düz yazı türlerine benzemez. Şiirin piyasaya çıkacağımı diyeyim gelin güvey olacağı zaman mı diyeyim nasıl diyeyim biraz kendi kendini ortaya çıkaran bir süreç.

10:Hikâyelerinizin konularını nasıl belirliyorsunuz?
-Hikâyelerim demeyelim de şu an roman ağırlıklı başka çalışmalarım var. Ve hatta deneme için söyleyebilirim bunu. Aslında yaşadığımız coğrafya, ortamlar, insanlar, kişiler, yaşanmış tarih hatta ölüler bile biz hiç farkında olmadan bir şeylerini bize fısıldar, birçok şeylerini bize söylerler, biraz bakmakla görmek arasındaki farkı kestirebilirsek aslında herkesin yazabileceği, söyleyebileceği birçok şey olduğunu, olabileceğini düşünüyorum.

11:Hikâyelerinizde hayatınızı veya yaşadığınız olayları anlatmayı düşündünüz mü?
-Yani hiçbir yazar buna, tüm yazarları da dâhil edebilirsiniz mutlaka kendini anlatıyordur az ya da çok bir yerlerde, bir kahramanda kahramanının belleğinin bir kısmında ya da zamanının bir kısmında bir köşesinde hayatının bir yerinde mutlaka yazar vardır az ya da çok, yani bunu inkâr etmek yaşayanın doğasına aykırıdır diye düşünüyorum.

12:Küçükken yazar olmayı düşündünüz mü, yazar olmayı düşünmediyseniz nasıl bir meslek yapmayı düşündünüz?
-Küçükken yazarlık hiçbir zaman aklıma gelmedi ama milletvekili olmayı düşünmüştüm. Öğretmenimiz bir gün otobiyografi çalışması yapmamızı istemişti ve olmam gereken mesleklerin en başına milletvekilliğini yazmıştım. Belki de o çocuk duyarlılığımla insanları temsil etmeyi, insanlara bir şeyler anlatmayı o çocuk duyarlılığımla hissetmiş olabilirdim. Ama sonradan bunun eğitimcilik ve yazarlık olduğunu, şairlik olduğunu doğal olarak gördüm.

13:Yazarlık dışında uğraştığınız herhangi bir hobiniz var mı?
-Kitap okumakta bir hobidir, tiyatro izlemeyi daha doğrusu tiyatro oynatmayı ve izlemeyi.

14:Beki kendi kitaplarınızı okurken keyif alıyor musunuz?
-Mutlaka yazan çizen eser ortaya koyan arkadaşlarla da görüşüyorum; arkadaşlarla da ortak yanlarımızın ya da ortak hissiyatlarımızın olduğu kanısına varıyorum. Az önce de söyledim iki deneme hacminde iki şiir hacminde henüz yayınlanmayan ve de yayınlanan bir roman çalışmam var. Onları rastgele alıp karıştırdığım zaman bazen bu çalışmaların bana ait olmadığını başkasına ait çalışmaları okuduğumu veya başkasına ait bu sözlerin büyülü bir şekilde nasıl bir araya getirdiklerini düşünüyorum. Bir süre sonrada tanıdık bu gibi kelimelerin kendilerini bana kendi kimlikleriyle tanıttıklarında ise o şaşkınlığı o ironiyi o çelişkiyi tuhaf bir şekilde yaşarım.

15:Kendinizi gelecekte nasıl bir aşamada nerede görüyorsunuz?
-Yazma serüveninin çok zor uğraşlı bir süreç olduğunu düşünüyorum. Hayatın bir tufan gibi bizi nerelere sürükleyeceğini hangi sellere hangi yıkıntılara uğrayacağımızı veya hangi zirvelere çıkacağımızı şimdiden kestirmek zordur. Ama biliyorsunuz doğanın ne zaman ne yapacağını kestiremeyeceğimiz gibi sosyal yaşamında hayatında ne zaman ne şekilde sürprizlerle karşımıza çıkacağını bilemeyiz. Yazarlık anlamında soruyorsanız bunu artık kimliğimin yaşantımın bir yanlarında görüyorum. Ve bu yanlarımı da gerek okullarla bütünleşerek gerek yazıyla haşır neşir olarak büyütmek istiyorum.

16:Yazar olamasaydınız ve seçebilme imkânınız olsaydı eğer nasıl bir meslek yapmak isterdiniz?
-Yine yazar olmayı isterdim.

17:En büyük hayaliniz nedir?
-İnsanların eşit, özgür, mutlu, barış ve huzur içerisinde kendilerini görmek istedikleri yerde görebilecekleri böyle bir dünya.

18:Kendiniz olarak doğmasaydınız eğer kim olmak isterdiniz?
-Şuana kadar hiç düşünmedim yani kendim olmasaydım kim olmak isterdim. Hani öyle kendimle özdeşleştirdiğim herhangi bir sanatçı, yazar gerçekçi ya da akademisyen olmadı. Dostoyevski’nin bir sözü var ‘’Ben diyor bir daha dünyaya gelseydim samyellerin nabzını tutardım’ ben de aynı düşüncedeyim. Eğer bir daha böyle bir şans olsaydı veya tanınmış olsaydı tabi bu dünya için söylüyorum emin olun belki şu an belki 10 yıl 20 yıl sonra gördüğüm atalarımın ya da varmak istediğim yerleri hedeflerimi ve yahut da bunlara çok önceden başlardım.

19:Hangi üniversiteden mezunsunuz?
- 100. Yıl Üniversite’si Eğitim Fakültesi Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretmenliği.

20:Yazarlıkla ilgili bir eğitim aldınız mı?
-Yazarlık kendi doğal mecracında gelişen bir eylemdir. Bunun okulunu ilk etap için söylüyorum bunun okulunun mektebinin olduğunu olabileceğini şahsen düşünmüyorum.
Ama yazmaya başladıktan sonra doğal olarak yazma teknikleri üzerine kurgu üzerine özellikle kitap okumadım dersem yalan olur.

21:Çocukluk kahramanınız kim?
-Çocukluk kahramanım Ret Kid.

22:Yazarlık üzerine örnek aldığınız biri veya birileri var mı?
-Tabi ki de olmaz olur mu elbette var. Türk edebiyatçılarından sadece Türk ve dünya edebiyatından iki isim vermek istiyorum. Türk edebiyatından Oğuz Atay; dünya edebiyatından ise Frang Kafka benim idol olarak kabul ettiğim gerçekten her bir çalışmalarını tekrar okumak istediğim tanrıyla bir muhabbettim olsaydı direk bir muhabbet olsaydı kendileri için belki yeniden yaşam şansını talep edeceğim belki de ömürlerini uzatmak isteyebileceğim onun için aracı olabileceğim iki deha insan.

23:Kendinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
-Mutlaka okumak gerektiğini, mutlaka sağlıklı bir gözlem yapmak gerektiğini, mutlaka insanlarla farklı sosyal, kültürel ve ekonomik yapılardaki insanlarla bir araya gelip o insanların değişik hal ve hareketler karşısında, değişik durumlar karşısında ne tür tavırlar geliştirdiklerini ancak yaşayarak okuyarak öğrenebileceğimizi böylelikle özgün bir senteze ulaşabileceğimizi yepyeni olayları yepyeni, belki yaşayanının bile fark edemediği yanlarını bile yakalayabileceğimizi yepyeni kahramanlar yaratabileceğimizi tırnak içinde söylüyorum yepyeni insanlar yaratabileceğimizi düşünüyorum. Zaten bir düşünür ne diyor: yazarlar tanrının maymunudur. Yazar da kendi küçük dünyasında yepyeni insanlar yepyeni kahramanlar mekânlar zamanlar yaratır yaşadıklarıyla sentezleyerek.

24:Yaptığınız işi severek mi yapıyorsunuz?
-Ben sözün burasına kadar birçok şey yaptığımı düşünüyorum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Sait Faik Abasıyanık ‘ın bir sözü var: ‘’Yazmasam çıldıracaktım’’ diyor. Yazmasaydım çıldıracaktım.21. asırda yaşadığımız bu bunalım devrinde çetrefilleşen ilişkilerin çetrefilleştiği yozlaştığı bu çağda yazının kısa soluklu bir oksijen vazifesi gördüğünü düşünüyorum yazmanın özellikle ve okumanın.

25:Kitabınızda bir bölüm vardı Berfin bölümü ondan biraz bahseder misiniz?
-Aslında Berfin kendimde değil de görmek istediğim bir kadında görmek istediğim kadındı Berfin. Berfin ‘i bunalımlarıyla çalkantılarıyla geçmişiyle hesaplaşmasıyla kadınlık yanlarıyla aslında görmek istediğim kadın olarak hayal ettim. O bunalımlı bir kadın olabilir Berfin çok farklı bir kadındı dediğim dibi az önce de dedim romanımda belki Serkan’la olan ilişkisini fazla irdeleyemedim ama bunu ikinci bölüme sakladım. İkinci romanda okuyucular Berfin’in yaşadığı coğrafyayla özellikle Marmara üzerinde bulunduğunu söyleyebilirim. Son 20 -30yıllık süreçle ve bu sürecin yıkıntılarıyla götürdükleriyle ve genel kendi özel tarihiyle nasıl hesaplaştığının ve bunu fazla ipucu vermek istemiyorum duygusal anlamda bir kahramanla nasıl geliştiğini görecek okuyucularımız. Şu an bunun gidişatı aşamasındayım.

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV