banner27
27 Temmuz 2017 Perşembe

Avrupa ve ABD'nin Çilekleri Sason'dan

Bir Yazının Yolculuk Hissiyatları

21 Temmuz 2013, 18:14
Bir Yazının Yolculuk Hissiyatları
Murat Malgir

 Evrenin ve dünyanın, gözlemleyebildiğimiz gökyüzünün gündüzlü ve geceli halleri ile yer yüzü şekillerinin sınırlarından ibaret olduğuna inandığımız çocukluğumuzu keşfe çıkmak gibiydi, tüm bu yaşam alanlarımızı sınırlayan algılarımızın ötesine geçtiğimiz zamanlarda edindiğimiz yeni heyecanların başlattığı yolculuklar…

Hayatın yaşanmışlık etkileriyle edindirdiği yaşlara ait heyecanların ötesinde bir şeydi… Bir yolculuktu… Çocukluk zamanlarımıza, çocukluğumuzda terkine vardığımız keşfetme ruhuna… Bir coğrafyanın bütün dönemsel değerlerin izlerini hissettiren geçmişine, tüm cömertliğiyle tabiatın bize sunumuna rağmen nedensiz nedenlerle bir türlü göremediğimiz, bilemediğimiz sadece duyup ama gidemediğimiz ve güzelden yana her şeyden nasiplenmiş bütün doğal değerlere ulaşma, bu erme durumundaki ruhla bütünleşme, bu bütünleşmede coğrafya ile birlikte, tarihini, kültürünü, bize aitleri ve kendimizi, yeniden yeniden keşfetme yolculuklarıydı aslında. Bunun farkına bu yolculuklarda varılsa da…
Aklımın, geçmişime ait en derin kuytularında bıraktığım kayıtlara ulaşma isteğinin sürüklediği bir şeydi. Her şey bu güçlü istekle başlıyordu ve en bilinmediklere sürükleyerek, bu yolculukta kayıt dışılarımıza ilişkin yeni öğrenmelere varıyorduk. Bir anı notlarından beslenen ve besleyen taraflarını hissederek yaşanmışlıklarımıza yeniden varmanın tarifsiz hissiyatlarında dolaşırken, bir ömrün insanı çıkarttığı yaşam yolculuğu içinde başka içsel yolculuklara yakalanıyorduk.

 


Ait olduğumuz bir dünyanın bize ait olanlarıylaydık. Çok şey bilindikti, çok şey bilinmedik… Ama hiçbir şey yabacı değildi, çok yakınlarımızdan tanıdıklardı her şey. En çok bilinmeyenlerde bulduk kendimizi, en çok hiç varamadıklarımızda vardık kendimize… Yol aldıkça yukarılara, eksiksiz kendimiz olmaya başladık… Rakımlarla anılan dağların ismindeki anlamlara kattık ruhumuzu. En isyankar taraflarımıza ulaştık.
Ovalardaki yaşamlarda, dağlı olmakla küçümsenmiş taraflarımızın barındırdığı yüce anlamların ayrıcalığındaki hazza sürüldük. Henüz kirlenmemiş, başkalaşmamış, geçmişin kayıpsız ruhunu taşıyabilmiş bir coğrafyanın dağlarındandık. Kimi destanların kutsallık atfettiği Meretonun sadece kendine özgü ve her taraftan görülebilen – hissedilebilen görkemli hükümranlığının , Zoveser’in mitolojik ruhunu, bu ruhun insanı farkına varmadan ele geçiren dayanılmaz etkisinin, botanik bahçesi Helkis’in ters lale görselliğindeki eşsiz güzelliğininin, etrafına yaşam sunan Zore çayının güvenli akışını sağlayan derin –dik kanyonlarıyla baş döndüren manzarasının, Sason isyanlarının ruhunu taşıyan Hov yaylalarındaki geçmişin yalnızlığını taşıyan bir coğrafyanın yaşayanlarıydık. 

 


Ve gezdikçe kuzeyden güneye, batıdan doğuya, vardıkça en yüksek rakımlara, en dip vadilere… Dağlı olmanın, bu coğrafyanın yaşayanları olmanın bize sunduğu hazzın, ayrıcalığını bütün hücrelerimize kadar hissettik… ve taraftarıydık artık bu özel dünyanın temsil ettiklerinin…

Yaşamlarımıza yenilikler, heyecanlar, enerjik haller katma adına çıktığımız yolculuklarda bedenlerimizle vardığımız yerlerin ötesine geçen ruhlar kazanmıştık. Edindiklerimiz, eksik yanlarımızın geçmişteki parçaları değildi artık. Bizi tamamlayan parçalarımızı bulmuştuk… Kayıp duran yanlarımızın arayışında zenginliğimize vardık. Zaman ve mekana aldırmaksızın çıktığımız her yer, kendimize yaptığımız yolculuğun puzzle parçaları olmaya başlamıştı… Her yeni yer bütünü tamamlayan bir parçaydı, her şey bütündendi artık… Her yeni yerde ruhlarımız biraz daha iyileşiyordu… Yarım kalan yanlarımızın ardında duran yaralarımızdaki acılar hafifliyordu… İzi kayboluyordu kayıpların… Biz olmaya başlarken yolculuklar, kayboluyordu bütün fulü alanlar… 

 


Zihnimi; tarihimle, anılarımla, kültürümle, zenginliğimle buluşturan bir keyfiyet organizasyonununda… Ruhumu; zorlu ama tarifsiz hazdaki heyecanlar ve macera yüklü zamanlarda… Gözlerimi; yeryüzünün gizil güzelliklerine tanık olmanın ayrıcalığında… Bıraktım kendimi… ve bir dile bulaştım. Yeni dünyalarım, hikayelerim, yeni ifadelerim, yeni anlatımlarım, yeni cümlelerim, yeni kelimelerim var artık, coğrafyamdan, dağlarımdan, akarsularından beslendiğim….
Coğrafyamın kışını güzelleştiren karın, toprağı örtmesinde, sulara karışmasında, bütün rakımlara serpişmiş çiçeklere yataklık etmesindeki ruh çeşitliliğindeyim. Avjen’iyim artık bütün ırmakların… Dağların zirvesinde güneşe gülümseyeceği anı sabırsızlıkla, örtündüğü beyazın gerisinde bekleyen Berfin’iyim… ve yıldızların neşeyle seçilebildiği, kirlenmemiş gökyüzünün Asmin’li geceleriyim… Bir coğrafyaya duyulan sınırsız sevginin, Sasun anlamındaki dünyasıyım…

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 1 yorum mevcut

    • alaattin aydın 2 yıl önce yorumlandı

      murat bentertibin alattin ağrıda beraberdik selam

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV