banner27
19 Ekim 2018 Cuma

Sason'un İlkçağ Tarihi

Cizlawet Ayakkabılarım

15 Şubat 2013, 21:10
Cizlawet Ayakkabılarım
Nihat Çelik

Sasun veya buna benzer bir kasabada dünyaya gelmiş otuz yaş civarında olan herkesin mutlaka kara lastik ile ilgili bir anısı vardır. Çocukluğumuzun büyülü dünyasında Adidas, Nike benzeri markaların henüz bir karşılığı yoktu o vakitler.

O kayıp zamanlarda insanlar ayakkabı koleksiyonu yapmak için değil gerçek bir ihtiyaç olduğu için ayakkabı alırlardı.

Trabzon Ayakkabı, Cizlawet veya Kara lastik hepsi aynı ayakkabıyı tarif ederdi. Evde birine ayakkabı gerektiğinde Kaza’ya inen evin büyüğü doğrudan Sason çarşısında özel bir yer işgal eden Serti’lerin (Siirtlilerin) dükkânına giderdi. Serti’lerin dükkânında iğneden, gazyağı lambasına, çoraptan, kazma-kürek, ayakkabıya varana aklınıza gelmeyen! her şey bulunurdu. Bu dükkânda bulamadığınızı başka dükkânlarda aramak boşuna bir çabadır. Burada yoksa Sasun da o an için mevcut değil demektir.

Trabzon ayakkabının satıldığı dükkâna girdiğinizde burnunuza çok ağır bir koku çarpar. Dükkân lastik kokar, yoksulluk kokar, öğleden sonralarının yorgun umutsuzluğu kokar, Anadolu insanının mertliği kokardı.

Kara lastik öyle denenip alınmazdı. Köyden gelmeden zaten bir ayakkabı numarası söylenirdi. Evdeki çocuğun tahmini yaşına göre ayakkabı alınırdı. Alınan birkaç çift ayakkabı için kıyasıya bir pazarlığa girilirdi. Kimi müşteriler paraya fazlaca ısınamadıklarından olacak ayakkabı karşılığı olarak dükkân sahibine bıttım, kaysı çekirdeği, tereyağı gibi köyden yanında getirdiklerini verirdi. Ancak bu alışveriş sonucunda her zaman da aklının bir ucunda acaba yine kandırıldım mı? sorusu nu şeytan aklına düşürürdü.

O kara lastik, akşam eve gelince yaşanan mutluluk hiç bir şekilde tarif edilemezdi. O kara lastik kara poşetinden zevkle çıkarılır. O kesif lastik kokusu hızla tüm odayı kaplardı. Çıplak ayaklar hemencecik kara lastik ayakkabıyı giyerdi. Aman yarabbi! O ne mağrur bir yürüyüş.  Nasıl bir başı dik yürümedir. Mereto dağı gibi dik dik yürür, yeni ayakkabısıyla evdekilere nispet edercesine…

Kara lastik çorap ile giyildiğinde ayağa rahat oturur, çamurun içine girdiğinizde üzülürsünüz ister istemez. Ama bu ayakkabılar çamur için üretilmiştir. Hatta Sasun çayında yakaladığınız balığı su doldurduğunuz kara lastik ayakkabı ile eve kadar canlı getirme lüksünüz bile vardır.

Trabzon ayakkabısı insanın ayaklarını yara bere içinde bırakır azıcık küçükse.  Bu nedenle genelde bir numara büyüğü alınır rahat giyilsin ve kışın yün çoraplı ayaklar içinde daha rahat olsun diye …

Haylaz çocuklar bu ayakkabıları da bir şekilde farklı amaçlara hizmet edecek şekle sokarlardı. Sigaranın filtrelerini parçalar pamuksu kısmını üst üste koyar, kibritin yanan kısmı üste gelecek şekilde kara lastiğin üzerine yakarak yapıştırırlardı. Böylece elde ki kibrit çöpünü kara lastiğin yan tarafına sürterek yanan kibrit çöpü ile sarma cığarasını yakar, bu hareketiyle bir kovboy edasıyla yaşça küçük olan mahalle çocuklarına caka satarlardı.

Kara lastik ayakkabılar kendi içinde çeşitleri vardı. Sade olana Tarabzon ayakkabı denirdi. İçi astarlı, dış yüzeyi çok daha parlak olana ise Cizlawet denirdi. Cizlawet ayakları daha sıcak tutar ayrıca Trabzon ayakkabı kadar ayakları kokutmazdı. Cizlavet fiyat yönünden biraz daha yüksek olduğundan daha değerliydi.

Trabzon ayakkabının ve Cizlawet ayakkabının krallığının hüküm sürdüğü yıllarda Sasun’da herkesin tanıdığı bir Trabzon ayakkabı vardı.

 Sasun Sağlık Ocağı karşısında iki katlı bir evin damında uzanan inşaat artığı uzun şişlere geçirilmiş kocaman bir Trabzon Ayakkabı bulunurdu. Yaklaşık bir metre uzunluğundaydı.  Yoldan gelen-geçen veya sağlık ocağına gelenlerin mutlaka sürekli görmek zorunda olduğu bir ayakkabıydı. Biz çocuk dünyamızda bu ayakkabıya birçok anlamlar yüklerdik. Kimimiz “peygamber ayakkabısı” derdi devasa büyüklüğüne bakarak; kimimiz ise “Bu ayakkabı ancak, Atatürk’ün olabilir” derdi. Çünkü ilkokul öğretmenimiz bize “Atatürk’ün yurdu düşmanlardan kurtarmak için onları denize döktüğünü” anlatırdı. Eee tabi ki tüm düşmanı denize döken bir insan ancak böyle bir ayakkabı giyerek bu işi yapmış olabilirdi. Biz bu ayakkabıyı kimlerin giymiş olabileceği üzerine bitmez tartışmalar yapardık.

Çocukluğunda kara lastikle büyüyen kişi hep duygulu basar toprağa, kara lastiğin altı incedir taş ayağınızı incitir ve toprağı duyarsınız tabanınızda toprağın yumuşaklığını, sizi sarmalayan sıcacık dostu hissedersiniz. Bu yüzden Trabzon lastiği çocukları şunu iyi bilirler. Dostu incitmek en büyük ayıplardan biridir. Bu yüzden hayat boyu adımlarını usulca atarlar kadim dostu incitmemek için…



Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    YAZARLAR Tümü
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV