banner27
20 Kasım 2017 Pazartesi

Avrupa ve ABD'nin Çilekleri Sason'dan

Hiyan Bölgesine Yolculuk

Nihat Çelik'in kaleminden Hiyan bölgesi gezi yazısı...

25 Haziran 2014 Çarşamba 21:53
Hiyan Bölgesine Yolculuk

 Dağ bir arayıştır, ne aradığını bilmeden…

Dağ belki, kendi iç benliğinde kaybettiklerini bulma gayretidir.

Dağ belki, alabildiğine hızla akan bu yoğun dünyamızda bir durma biçimi,

Hayatı, kendini sorgulamadır, anlama ve anlamlandırma kavgasıdır.

 

Şehir düzlüğünde, Beton okyanusunda yaşama kavgası veren bizleri dağlar yine çağırıyordu. Biraz nefes almaya, şehrin keşmekeşliğinden sıyrılmaya ihtiyacı olan bir avuç insan (kimine göre belki deli ! ) davete icabet ettik.

 17 Mayıs Cumartesi bir minibüs dolusu arkadaş yine yollara düştük bu sefer rotamız Sasun – Kulp arasında Yücebağ adlı saklı coğrafya doğru yol alıyorduk.

Sabahın erken saatinde ilk önce Sason çayı üzerinde inşa edilen Taraş Köprüsü üzerinden Yücebağ yoluna saptık.  Yılan gibi kıvrılan yolumuz gittikçe yükseliyordu. Kısa bir asfalt yoldan sonra solumuzda aşağılarda sessizce akan Çemme Kayzer (Kayzer çayı) belirdi. Gün boyunca bu çay bize eşlik edecekti. Yücebağ (Cacase) beldesinin alt kısmında birden bulduk kendimizi… Yücebağ bölgede Kulp, Sason, Muş, Silvan gibi çevre il ve ilçelerde de bulunan Xıyan (Hıyan) aşiretinin en yoğun olarak bulunduğu bir beldemiz. Yücebağ fiziki yapısından dolayı dağınık bir yapıda olduğundan ilk göze çarpan yapılar Karakol, Yibo devlet kurumları, köy evleri ise birbirinden uzak yıllara ve tarihe inat bizi sessizce karşılıyorlar. Arabamız hızla beldenin yukarısında bulunan hakim bir tepeye doğru tırmanıyor. Yücebağ’a hakim bu tepenin isminin Gaze Gamo (Gamo tepesi) olduğunu öğreniyoruz. Orada hemen araçtan inip tüm arkadaşlar günün ilk karesi olarak topluca resmimizi çekiyoruz arkamızda Kulp coğrafyası alabildiğine uzanıyor.

 

Araca binip yola devam ediyoruz. Toprak yolda ilerlerken karşımıza Heşter (Koçkaya) Köyü çıkıyor. Tepeye hakim Heşter köyünü geçince karşımıza Keğane (Günlüce) Köyü çıkıyor. Sason dağlarında vazgeçilmez rehberimiz, Fahrettin Abi kulağıma eğilip, Keğane köyünün narlarının çok meşhur olduğunu söylüyor. Keğane köyü yol kenarında bulunan buz gibi bir pınarın başında durup soluklanıyoruz. Muammer Hoca Behcet ve Murat köyü farklı açılardan fotoğraflama aşkıyla dolanıp duruyorlar. 

Keğane köyünden sonra rotamız Sinor (Binekli) Köyü oluyor. Yola devam ediyoruz zorlu bir yolculuktan sonra Gıdornik (Kaşyayla) köyüne ulaşıyoruz. Yol arkadaşlarımız Birten ve Nurten arkadaşların dayısının evine misafir oluyoruz. Köy yoğurdu, kaymağı gibi en doğalından yiyecekler ile sofraya buyur ediliyoruz. Bizi ağırlayan evde bulunan ev sahibi ailenin tüm bireylerinin simalarında beliren o samimi içten doğal güleç o yüzler misafirliğin en değerli kareleri olarak zihnimizde yer alıyor. Bu eve ilk defa gelmiş gibi değil de sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi gelen kaçak çaylarla koyu samimi bir sohbete dalıyoruz. 

Sohbet esnasında benim ve Behcet’in dikkatini evin duvarında asılı bir nesne çekiyor. Evet, bu küçüklüğümüzden beri görmediğimiz yabani dağ keçi boynuzuydu. Binlerce yıldır bir gelenek tarih öncesi olarak bilinen taa Hallan Çemi dönemine kadar giden insanoğlunun doğaya hükmedebildiğinin göstergesi bir gelenek. Günümüzde halen bazı köy evlerinde ev nazardan, beladan korunsun diye evin dış duvarına Yabani dağ keçisi boynuzu asılır.

Kahvaltıdan sonra Ev sahipleri ile vedalaşıp arabamızla köyün aşağı kısmına doğru zorlu bir yoldan inmeye başlıyoruz. Arabamız toz toprak içinde ilerlemeye çalışırken, Fahrettin abi bu andan itibaren Diyarbakır Kulp sınırına geçtiğimizi söylüyor. Hiç farkına varmadan bir ilden başka bir ilin sınırına geçmiştik. Kısa bir yürüyüşten sonra Pıre Şeytan’a (Şeytan Köprüsü) adı verilen bölgeye varıyoruz. Tüm grup üyeleri tatlı bir şaşkınlık yaşıyoruz.  Köyden bize rehberlik etmek için bizimle gelen Nisbet’in verdiği bilgilere göre insanlar uzun yıllar şimdi çürümeye başlamış olan bu uzun kütükler üzerinden geçerlermiş. Birkaç yıl öncesine kadar bu köprü böyle kullanılıyormuş. Bu zorlu özelliğinden dolayı birkaç defa ulusal medyada haber olmuş bu köprü. Birkaç yıldır eski köprü üstüne daha emniyetli modern diyebileceğimiz demir köprü inşa edilmiş.

 Köprü üstünden aşağıya büyük bir gürültü ile akan çaya bakınca şaşkınlığımızı gizleyemiyoruz. İnsanların zamanında nasıl bu köprü üstünden geçme cesareti gösterebildiği üzerine konuşuyoruz arkadaşlarla. Muammer Hoca bu köprü üstünde tarihin ilk sefie’sini çekmek için topluyor bizleri köprü basamaklarına.. Ve muhtemelen Şeytan Köprüsü üstünde ilk Selfie’yi bizler çekiyoruz. Köyden bize rehberlik için katılan Nisbet abi bile yıllardır Selfie müdavimi gibi katılıyor bizlere (arkada mavili J )

Rehberimiz bize köprünün bir ayağının Diyarbakır Kulp, diğer ayağının Batman Sason bölgesi olduğunu söylüyor. Bu iki metrelik mesafede arkadaşlar olarak durmadan iki il arasında gidip geliyoruz. Köprü üstünden derin kanyon, akan gürül gürül çay sesi, doğanın bin bir kokusu eşliğinde büyülü yerden ayrılmak istemiyoruz. Uzun bir müddet Köprü civarında vakit geçiriyoruz.

Şeytan Köprüsü dönüşünde rehberimiz Nisbet bizleri dayısın evine davet ediyor. Eve girince sürpriz ile  karşılaşıyoruz. Xıyan (Hıyan) aşiretinde bilinen Male Âmere Mıhê ailesinin yaşayan en büyüğü ile tanışıyoruz. Zeki Çelik

 Zeki Çelik, geçen yıl abisinin vefatından sonra ailenin ve bir anlamda aşiretin başına geçmiş. Zeki amca alçakgönüllü bir şekilde hayat hikâyesini anlatıyor.  Zeki Çelik’in mükemmel Türkçesi bizi şaşırtıyor. Türkçeyi nerde öğrendiğini sorunca ilginç bir detay yakalıyoruz. Zeki Çelik, Cumhuriyetin sancılı geçen ilk yıllarında daha çocuk iken nasibini almış bu sancılardan mecburi îskan yüzünden çocukluğunu Yozgat şehrinde geçirmiş. Zeki Çelik’in evinde gelen demli çaylarla koyu sohbete dalıyoruz.  Anlattıkları yüzünden Zeki Çelik’in yüzünde samimi bir gülücük; anlattıkları kapanmamış yaraları yeniden usulca kanatıyorsa hüzünlü bir ifadeye bürünüyor.

Çayları bitirip tekrar aracımıza binmeye giderken Zeki Amca yemek yemeden bırakmak istemiyor. Zor bela ikna edip tekrar yola düşüyoruz.. Dönüş yolu bu defa Kulp dağ köylerinde Sason’a doğru olacak. Yollar alabildiğine kıvrımlı ve zorlu. İne çıka ilerlerken bir jandarma karakoluna denk geliyoruz ve aracımız durduruluyor. Durduran Jandarma askeri ile sohbete başlıyoruz. Bizleri durduran Kulp ilçesine bağlı Mehmetka (Aygün) Karakolu askeriyimiş. Birden birkaç yıl öncesine gittim. Kulp ilçesinde kısa dönem olarak askerlik yaparken bu karakolda 3 gece kalmıştım. Karakol koğuşundan Sason Yücebağ dağlarının o karlı zirvesini hasretle izlediğimi hatırladım. Genç Jandarma eri ile askerlik muhabbetine başlıyoruz. Bu sıcak sohbet üzerine bize içerden soğuk su ikram ediyorlar. Kimlik kontrolünden sonra yola kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 Şoför dahil bu yollara aşina kimse aramızda olmadığından Kulp dağ köylerinde doğaçlama bir şekilde Sason yolunu bulmaya çalışıyoruz. Toz toprak içinde uzun bir yolculuktan sonra Kulp ilçe merkezine yaklaşık 5 Km kaldıktan sonra Batman yol ayrımını ve de hasretle beklediğimiz asfalt yola kavuşuyoruz. Asfalt yolda hızla ilerken karşımıza gerçekte buğday ama nerdeyse çiçek bahçesine dönmüş bir tarlaya varıyoruz. Bahçede fotoğraf çekme molası veriyoruz. Fotoğraf çekiyoruz, ayrıca fotoğraf çekeni çekiyoruz…

 Fotoğraf çekimi ardından yola devam diyoruz. Sason sınırına girdiğimizi Ordu mezrasına girdiğimizde anlıyoruz. Kısa bir yolculuktan sonra müsait bir yerde getirdiğimiz azıkları kardeşçe bölüşüyoruz. (ilk defa 30 yumurtayı bir arada haşlamış olan ben pişip pişmediklerini merak ediyordum. Allah’tan rezil olmadım J ) Yemeği bitirmemiz ile bizi bekleyen güneşte bizle vedalaşıp mesaisini bitiriyor.  Araçlara son defa binip Aşağı Karameşe köyüne kadar beraber geliyoruz. Yeni bir gezi noktası üzerinde sözleşip ayrılıyoruz. Çoğu arkadaş Minibüs ile Batman’a doğru devam ederken, ben, Murat ve Fahrettin ağabey Sason’a doğru yola koyuluyoruz.

Yoğun, yorucu bir dağ yolculuğu daha böylece bitiyor. Herkes o şehrin yoğunluğuna kenarından tekrar ve mecburen karışmak için gecenin karanlığında kayboluyor.

  

                                                                                        

 

 

 

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • İRFAN ÇELİK 6 ay önce yorumlandı

      Yazınızı bir nefeste okudum.Gittiğiniz gıdorni köyü dayılarımın köyü.Koçkaya köyü Tatlıca(ğılorvit)köyü ise benim köyüm.Şeytan köprüsü civarında yeni ve modern bir köprü yapılırsa o civar köylerde yaşayan emektar ve kadirşinas köylüler daha rahat bir ulaşım imkanı bulurlar.Umarım yetkililer bir an önce bu mağduriyetlerini giderir.Ayrıca Şeytan köprüsünün yaklaşık 2km.yukarısında fırfırkar diy tabir edilen yerde çok güzel bir baraj yapılabilecek doğal bir coğrafi yapı var.

    • menderes şeker 3 yıl önce yorumlandı

      gittiğiniz yerlerin tamamında bulundum hakikaten eşsiz güzellikte bir doğası var.ayrıca insanları da son derece iyi niyetli ve paylaşmayı seven insanlardır.hepsinin toprak kokan ellerinden öpüyorum..

    • hidayet erdem 3 yıl önce yorumlandı

      gezi macaralarınızı okurken bir anda kendimi sizlerle beraber hissettim gerçekten çok samimi bir sason köylerine bir turunuz olmuş

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV