banner27
25 Nisan 2018 Çarşamba

Sason'un İlkçağ Tarihi

Oymataş’tan Kuriki Höyüğe Geçmişin İzinde

Karın birçok yeri esir aldığı ocak ayının güneşli bir gününde, Raman dağının yamaçlarından zikzaklı yollarla suyun, toprağın, insanın ve tarihin kesiştiği, Batman çayı ve Dicle nehirlerinin birleştiği yerde İnsanın öyküsünün peşine düştük.

Oymataş’tan Kuriki Höyüğe Geçmişin İzinde

Varlığını petrole borçlu olduğu önyargısı üzerine kurulu kentin köklü geçmişine dair maalesef çok fazla bir çalışma bulunmamakta. Bu çalışmayla kısmen de olsa elimden geldiğince bu yanlış yargıları ortadan kaldırmaya çalışacağım.

Yazı, Fotoğraf ve Arşiv: Behcet Çiftçi

Sanayi devrimi ile enerji kaynaklarının insan yaşamında önemli yer tutması sonrasında yirminci yüzyılın ortalarından itibaren petrol Batman’ın kaderini de değiştirir. Batman’ın geçmişini altmış yıllık petrolle sınırlı tutan anlayış tamamen yanlış bir algıdan kaynaklı. Batman isimi de, Batman yerleşimi de köklü tarihiyle petrolden çok önceleri vardı. Hem de insanın uygarlık tarihi kadar eski… Petrolle özdeşleşen kentin tarihini petrolle başlatmaya çalışanlara inat 13.000 yıllık bir geçmişin öyküsü. Bu yazıda coğrafyamızdaki ilk insanın izlerinin peşine düşelim istedim.

Dünya’nın İlk Köyleri

Raman dağı…. Ama bu sefer petrolle ismini anmayacağım. Raman’da en eski insan izlerini süren Harun Taşkıran, Paleolitik dönem buluntularıyla birlikte en eski insan faaliyetlerini 700.000 bin yıl öncesine kadar götürür. Bu dönemlerde Raman dağı açık hava barınağı şeklindeydi. Dicle vadisi boyunca zengin mağara ve kaya yerleşimlerine rağmen Paleolitik döneme dair pek bir kalıntıya rastlanılmadı yakın zamanlara kadar. Fakat bir ara Dicle vadisindeki bir mağarada çok eski duvar resimlerine rastlanıldı söylentisi yerel ve ulusal medyada çıktı, daha sonra da gündemden düştü. Araştırma ne durumda kimsenin haberi yok. Sanırım insanların kariyer yapma egosuna kurban gitti.


Hallan Çemi Höyüğü

700.000 yıl önce buralarda cirit atan bu insanlara dair elimizde var mı bir kanıt? Bu dönemde insan olma yolunda mesafe kat etmeye çalışan atalarımızdan bize çok az kalıntılar kaldı. Ama yerleşik hayatta geçen ilk insanlardan günümüze çok harika yerleşim yerleri kaldı: Hallan Çemi, Demir Höyük, Körtiktepe, Hasankeyf Höyük ve Sumaki Höyük. Ilısu barajı kurtarma projeleri kapsamında yapılan bu kazılar, insanlık tarihine de yeni bir bakış açısı kazandırdı. Çoğumuzun okulda öğrendiği tarımla birlikte yerleşik hayata geçildiği olgusu yerle bir oldu. Çünkü Batman ve Dicle vadilerinin ilk sahipleri yerleşik avcılardı, henüz tarıma geçmemişlerdi.


Körtiktepe Höyüğünde ortaya çıkarılan ev tipi

Sason - Kulp çaylarının birleştiği yerde Hallan Çemi, Dicle – Batman nehirlerinin birleştiği yerde Körtiktepe ve Kuriki höyük, Garzan çayının Dicle’ye aktığı havzada Sumaki höyük, Botan çayının Dicle’yle birleştiği yerde Gusir Höyük, Hasankeyf’te Hasankeyf Höyük… İki nehrin birleştiği yerler, tarihöncesi için en uygun yerleşim alanlarıydı. Eskidünya’nın ilk köylerinin izini süren Necmi Karul: “Dicle Havzası’nın son avcıları, yerleşik yaşama ilk adımları atanlardı. Barınakları konuta dönüştürdüler, avcıların zengin inanç dünyasını evlerin içine taşıdılar. Onlar yabani hayvanların kafataslarını duvarlarına asıyor, ölülerini dağkeçisi motifleri ile süslü taş kaplarla, binlerce boncukla uğurlayarak evlerin altına gömüyorlardı.” şeklinde çok yerinde bir tespit yapıyordu.


Mereto dağındaki yayla evleri

Günümüzden 13.000 yıl önce kazılarla ortaya çıkan yaşam kültürüne bu coğrafyanın insanları pek yabancı değil; yöre insanı halen de bu kültürün birçoğunu devam ettiriyor. Höyüklerde ortaya çıkarılan yuvarlak yapılı bu barınakların benzerlerine Mereto dağının yamaçlarındaki yaylalarda denk gelmek mümkün. Peki, dünyanın ilk köyleri olarak kabul edilen bu yerleşim yerlerinin şimdiki akıbeti nedir?  Şuanda büyük bir kısmı ya su altında, ya da toprağın... Gün yüzüne çıkarıldıktan sonra tekrar su ve toprakla buluştu.

Dicle’nin Tüccarları: Kuriki Höyük

Bizi Oymataş köyüne sürükleyen esas neden Batman ve Dicle nehirlerinin bileştiği yerde bulunan kaya mağaralarından oluşmuş yerel halkın tanımıyla Bedîyê köyünü görmekti. Hemen yanı başımızda binlerce yıllık insanın izini taşıyan ortak miras...


Dicle ve Batman nehirlerinin birleştiği bölge

Günümüzden 5.000 yıl önce yerleşilen Kuriki Höyük, M.Ö.1.000 yıldan itibaren Dicle’nin tüccarlarının buluştuğu bir merkez haline geldi. Batman ve Dicle nehirlerinin birleştiği noktada yer alan Kuriki Höyük, nehir ticaretinin sallarla yapıldığı dönemde önemli duraklardan biriydi. Dört döneme ev sahipliği yapan höyük daha sonra sular altında kalarak yerini başka bir yerleşime bırakır. Bölgeye kuzeyden gelen ilk Demir çağı halkları ile güneyden gelen Aramiler’in izleri gibi M.Ö.9.yüzyıldan itibaren Asurluların bölge üzerindeki etkileri kazılarda ortaya çıkmaktadır. Kuriki Höyük’te Part – Roma dönemi kalıntıları, büyük idari yapılar, konutlar ve mezar alanları da ortaya çıkarıldı.


Kuriki Höyüğü kazı alanı

Dicle’nin avcı topluluklarını takip eden diğer topluluklar da havzada birçok yerleşim yeri kurdu. Varlığını nehirlere borçlu olan bu yerleşimlerin sonu yine bu nehirlerin sel baskınlarıyla oldu. Sular altında kalan yerleşimlerin yerine, yakınlarda başka yerleşimler kuruldu. Bugün yüzlerce yerleşim yeri halen de Dicle ve Batman nehirlerinin yataklarında toprağın altında gömülü.  

Eski Beşiri merkezinin bulunduğu Al Medine ‘de bu zincirin son kurbanlarından biri. 1925 – 1935 yıllarında sürekli meydana gelen sel felaketinden dolayı Beşiri Nahiye merkezi bugünkü yerine yani Qubin’e taşındı. Geriye ise bugünkü İkiztepe köyü ile toprağın altında binlerce yıllık araştırılmamış bir alan kaldı.

 
Sêncê Köyü Harabeleri

Oymataş Köyü ve Sêncê Harabeleri

Dicle nehrinin kenarında su, toprak ve kayaların şekillendirdiği Oymataş (Bedîyê) ile Sincan (Sêncê) köyleri arasında insanlığın kültür yolculuğunda kendinizi bulursunuz. Hâkim bir tepede bir kayanın üstünde vadinin muhteşem görselliğinde geçmişin seyrine dalıyor insan.

Hırbe Merdan Höyük, Taht-ı Reş Mezarlığı, Şikefta Muran, Oymataş Türbesi, Kaya Kilisesi, Kale Arno ve Koska Mağaraları… Burası Açıkhava müzesi… Tıpkı Alodino gibi, Hasankeyf gibi… Bunun yanı sıra 90’lı yıllarda boşaltılmış olan Sêncê köyünün harabeleri de bir dönemin görkemli yıllarından izler taşıyor. Hem tarihi, hem de doğal güzellikleriyle Batman kent merkezinin yarım saat yakınında, Batman Üniversitesi kampüsüne 10 – 15 dakika uzaklıkta böyle bir yerin halen keşfedilmemiş olması da ayrıca üzücü.

 
Oymataş Köyü

Dicle ve Batman nehirlerinin birleştiği bölgeden Oymataş köyüne biraz yürüdükten sonra kayaların oluşturduğu mağara ve barınaklar günümüz köylülerinin evleri ile birleşmiş durumda. Bazıları evlerle iç içe geçmiş, bazıları da evlerin ek bölümü veya ahır olarak kullanılıyor. Kayaların içine oyulmuş kilisede karpuzlarla karşılaşınca ilk şaşkınlıktan sonra hemen tadına bakıyoruz. Ardından da Sêncê harabelerine doğru yol alıyoruz. Buradaki vadiye yerleşmiş olan Koçerler, çevreye biraz hareketlilik getirmiş. Koçerlerin yaşamına bakarken Sumaki höyükten itibaren yerleşik hayattan göçebeliğe adım atan insanların yaşamında aslında çok şeyin değişmediğini fark ettim.

Oymataş köyüne bağlı Sêncê veya Sincan mezrasının harabeleri başka bir geçmişe alıp götürüyor insanı. Harabelerin arasından Dicle’ye bakan bir evin terasından manzarayı izlerken zamanın nasıl akıp gittiğini anlamıyor insan. Karanlığın bastırmasıyla birlikte harabeler de Dicle’nin sessizliğinde kayboluyor.


Oymataş Köyü ve mağaralar

Tarih Yukarı Mezopotamya’da Başlar

 “Tarih Sümerle Başlar” deyişini çoğumuz duymuşuzdur. Aslında bu deyiş pazarlama stratejisinden başka bir şey değil. Samuel Kramer, çivi yazılı tabletlerden çevirdiği yazıları kitap haline getirdiği halde yeteri kadar ilgi görmemiş. Bunun üzerine Jean Bottero kitabın ismini “Tarih Sümer’de Başlar” olarak değiştirilmesini önerir, sonrasında kitap popüler hale gelir. Bugün biz bile tarihi Sümerle başlatıyoruz artık.

Batı medeniyetinin mutlu sona ulaşmasında da böyle bir aldatmaca var. Kaynağı başka medeniyetler olmasına rağmen nerdeyse her alanda Antik Yunan’dan başlar, Roma ve Batı Avrupa’dan bugünlere gelir; esin kaynağı Doğu’yu ise hor görür. Tıpkı bizlerin yaptığı gibi… Oysa Doğu 20.yüzyılın başına kadar da her alanda Batı’nın çok ilerisindeydi.


Dicle kıyısındaki harabeler 

Batının hor gördüğü topraklardaki medeniyetin de çoğumuz farkında değiliz. Batman’daki 13.000 yıllık tarihi düşünsenize, dünyanın ilk köyleri… Halan Çemi, Körtik Tepe, Hasankeyf Höyük, Sumaki Höyük ve daha niceleri Açıkhava müzesine dönüştürülebilirdi. Binlerce insan buraları ziyaret ederek turizm potansiyeli üst düzeylere çıkarılabilirdi. Ne yazık ki bu yerler akademik çevrelerin dışında kimsenin dikkatini bile çekmedi. Batı’nın elli yıllık bile tarih olarak gördüğü değerleri bir kenara bırakalım; bizdeki binlerce yıllık değerleri bile ya suyun, ya da toprağın altına koymaya devam ediyoruz.


Kaya Kilisesi ve olgunlaşması için saklanan karpuzlar

Son sözü Gündüz Vassaf’ın Afrika toprakları için savaşan İngilizler ve Hollandalılar için söylediğiyle bitireyim: “Tarihçileri, bu toprakların öyküsünü beyaz adamın gelişiyle başlatırken, nadiren söz ettikleri Zulular gibi yerlilere, din düşmanı, vahşi yaratıklar olarak bakarlar.”  

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV