banner27
27 Temmuz 2017 Perşembe

Avrupa ve ABD'nin Çilekleri Sason'dan

ŞENYAYLA-ANDOK YOLCULUĞU

Nihat Çelik Sason-Kulp-Muş üçgenindeki yolculuğu yazdı...

15 Haziran 2015 Pazartesi 22:41
ŞENYAYLA-ANDOK YOLCULUĞU

 Günlük hayatımızın yoğun boğucu ortamında hepimiz bir şekilde sanki dünyayı kurtaran bir Süpermen edasıyla koşturup duruyoruz. Biz dursak dünya duracak, hayat duracak hatta her şey bitecek havalarındayız. Çevremizde kime sorsak aslında bu koşturmadan herkes şikâyetçi, herkes bir gün belki ileride, olmadı emekli günlerinde hayata, doğaya, tabiata dönme isteği var.

Bu arada basit bir şeyi unutuyoruz, anı, şu anı yaşama…

Bir hafta sonunu Batman Park veya Worlmar gibi modern çağın tapınakları olan AVM gezerek değil, başka bir etkinlik yaparak geçirmek isteyen bir grup arkadaş (kimine göre deli…)  karne ertesi günü olan Cumartesi günü sabah 06.00’da şehrin çoğu uykudayken daha kaçıyoruz usulca Batmandan.. Betondan, toz duman şehrinden…

Çoğumuzun gözlerinden uyku akarken Sason Çilekli köyden sonra Acar (Taraş) yoluna sapıyoruz. Rakım yükseldikçe havanın temizliği bizi çarpıyor. Farklı bir dünyanın kapıları bize usulca aralanıyor. Batmanda yol boyunca gördüğümüz sararan otların yerini yemyeşil dağlar alıyor. Hamzalı (Şeyh Hamza) köyünden sonra Diyarbakır’ın gözlerden ırak olan ilçesi Kulp (Pasur) bize yüzünü gösteriyor. Kulp’a girmeden devam ediyoruz. Karşımıza halk dilinde dokuz virajlar denen bölgeye varıyoruz. Bitmek bilmeyen kıvrımlı yolu bitirdikten sonra Kulp çayı yol boyunca bize eşlik ediyor.


 

Kulp çayı mahzun akıyor. Basından önce duymuş olduğumuz, Kulp çayı üzerine kurulmuş HES inşaatları yol boyunca karşımıza çıkıyor. HES nedeniyle tıraşlanmış dağlar, devasa tribünler….

Kulp çayının keyifsiz akmasının sebeplerini bize anlatıyor usulca…

Diyarbakır-Kulp-Muş yolunda giderken karşımıza solda yukarıda hakim bir tepeye kurulmuş Panak Jandarma Karakolu çıkıyor. 2000 yılı öncesinde bu kocaman coğrafya tamamen insansız hale getirilmiş. Muş Diyarbakır yolu güvenlik nedeni ile kapalıydı yakın yıllara kadar.

Bitmez bir tırmanışın ardından nihayet Şenyayla halk diliyle Şenê yaylasına varıyoruz. Karşımızda Andok dağı var. Hep duyduğumuz Andok dağı ile nihayet bugün tanışıyoruz. Haziranın sıcak gününde Andok dağı bize karlı dumanlı, zirvesi ile hoş geldiniz serinliğini gönderiyor. Andok’un karşısında ise Berbıhıv(Ayönünde) dağı var. Anlatılanlara göre ay her vakit çıktığında Berbıhıv dağının üzerinde görünürmüş bu yüzden dağ halk dilinde böyle biliniyor.

 


           Şenyayla’da öbek öbek Koçerler tarafından kurulmuş çadırlar görüyoruz. Çevre il ve ilçelerden gelen Koçerler sonbahara kadar burada bu cennette kalıp en güzel peyniri yapıyorlar.

Burada bir sürpriz ile karşılaşıyoruz. Birkaç yıldır düzenlenen Şenyayla şenliklerinin üçüncü yılı kutlamaları varmış. Bu yüzden çok yoğun bir kalabalık var Şenyayla ovasında…

Buranın şahane oksijeninden midir?  Çoluk Çocuk herkesin yüzünden saf temiz bir gülümseme ile karşılaşıyoruz. Batman gibi şehirlerde alışık değiliz artık tanımadığımız birinin bize gülmesi veya selam vermesi. Hani nerdeyse biz Bajariler! Kötüye yoracağız bu insanlar bizi tanımıyor, niye selam veriyorlar o zaman.  Bize inat yanımızdan geçen herkes yaşlı- genç tanısın tanımasın herkes yüzünde kocaman bir gülümseme ile selam veriyor.

“Hun Bı Xer Hatın, Ser Çawa Hatın (Siz hoş geldiniz, Baş göz üstüne geldiniz)

Kimisi elimiz sıkıyor, Bir diğeri dilimlediği karpuzu bizimle paylaşıyor. Ortada gezinirken. Elinde kamera ve mikrofon ile güler yüzlü iki bayan yaklaşıyor. Yerel bir kanal adına kısa röportajlar yapıyorlar, ardından güler yüzlü TV çalışanları ve çevreden katılan gençler ile delilo oynuyoruz.


 

Bu kısa moladan sonra tekrar arabamıza biniyoruz. Ana yoldan sağa sapıyoruz. Şose kötü bir yoldan bir bilinmezliğe doğru gidiyoruz. Yol boyunca Karadeniz ormanlarını andıran sık ormanlar bize eşlik ediyor. Andok dağı bize yol boyunca eşlik ediyor ve gittikçe bize yaklaşıyor. Andok Sason-Muş-Kulp arasında bir sınır olduğunu tüm heybeti ile bize hatırlatıyor. Bizde Andok Manzarası eşliğinde Mem Ararat’ın o naif, ipeksi sesiyle dillendirdiği Zana u Andok şarkısını mırıldanıyoruz grupça, Andok’un heybetli duruşuna bir selam gönderiyoruz stranımızla


  

Zorlu bir yolculuktan sonra bir köye varıyoruz. Köyün girişinde güler yüzlü iki gence karşılaşıyoruz. Buranın neresi olduğunu sorduğumuzda Muş iline bağlı Üçevler (Semal) köyü olduğunu öğreniyoruz. Farkında olmadan bir günde 3 il gezmiş oluyoruz  Batman-Diyarbakır şimdide Muş İli sınırına geçmişiz. Köyün girişinde oturan gençlerle muhabbete dalıyoruz. Biri öğretmenliği bitirmiş atama bekliyor, Bir diğeri ise yurt dışında Tıp fakültesi okuyormuş. Geçnler ile muhabbet ederken ilginç şeyler öğreniyoruz.  Semal, Şenik ve yol boyunca bulunan köylerde yaşayan herkes aslen bizim Sason’da Bozıkan ve çevresinde bulunan Bozıkan veya Sasuni aşireti dediğimiz aşirete mensuplarmış. Sasuni aşireti mensubu olmaları muhabbeti daha samimi hale getiriyor.


 

Yüzü Andok’a dönük olan  muhteşem bir coğrafyaya sahip olan Şenik, Semal, Keğaşen, Sığwank,Tapık, Geligüzan köyleri Osmanlının son yıllarında bu coğrafyada yaşanan alt üst oluşlardan ve acılardan fazlasıyla nasibini almış bir bölge…

Bu saydığımız köylerin hepsi Tarihi Sason coğrafyasına ait en önemli bölgelerden birini teşkil ediyordu. Semal köyünde bazı evlerin yapılış şekli, görünümü bölgenin eski yerleşimi hakkında ipucunu veriyor usulca bizlere…

Semal köyünden tekrar aynı yoldan dönerek Şenyayla bölgesine geliyoruz. Akşama başlayacak festivalin son hazırlıkları yapılıyor. Alanda devasa bir sahne kurulmuş. Yüzlerce insan ağaç altlarında veya kendi imkanalrı ile kurdukları çadırlarda yemekelrini pişiriyor, alanda gezen davulcuların müzikleri eşliğinde halaylar kuruyorlar. Zamanında bu yaylada yaşanmış olan acıların, silah seslerinin,  yerini müzik sesleri çocuk cıvıltıları alıyor. Ölüm kusan topraklara insanlar inadına yaşam tohumlarını ekmeye çalışıyorlar bütün samimiyetleriyle….


 

Güneşin etkisini yitirmesiyle Sahneye çıkan sanatçıların müzikleri insanları sahne etrafına toplamaya başlıyorlar. Müziğin ritmine kapılan insanalr bulundukları yerlerde büyük halkalar kurararak Delilo, Grani, Govend oynamaya başlıyorlar.  Bizlerde bu çoşkuya katılıyoruz. Hiç tanımadığımız insanlar ile kocaman halkalar kuruyor ve oynuyoruz.

Şoförümüz dahil kimse bu çoşkuyu burada bırakıp Batman sıcağına dönmek istemiyor. Karanlığın basmasıyla hava gittikçe serinliyor. Bizlerde istemeden çoşkuyu bırakıp Batman’a doğru yola çıkıyoruz. Hepimizde Sevdiği şekeri elinden alınmış bir çocuk burukluğu var.

Hepimizde “en kısa zamanda bu coğrafyaya tekrar gelmeliyiz.” kanaati oluşuyor.

 

 

Sasun.org

YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 2 yorum mevcut

    • Mesut TEKİN 2 yıl önce yorumlandı

      Sason ermenileri 1915 yılında ağustos ayında son olarak muş üzerinden vana giderlerken ,burada kuşatıldı ve yok edildiler,keşke bu açıdanda ANTOK DAĞINA ve çevresinede bakınsaydınız,belki bu değerli komşularımıza ait bir iz bulabilirdiniz,anıları önünde saygı ile egiliyorum,selamlar .Mesut Tekin

    • Fahrettin Yıldız 2 yıl önce yorumlandı

      Eline ,yüreğine sağlık hocam çok güzel yorumladın,inşallah yakın zamanda göremediğimiz diğer güzel doğa harikası yerleri de beraber gezeriz.Her biji.

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV