banner27
14 Aralık 2017 Perşembe

MÎRZE MİHEMED

Sason ve yöresinde anlatılan sözlü edebiyat derlemelerinden en güzel örneklerinden biri olan "Mîrze Mihemed" isimli hikaye'yi Nurcan AKIL'ın derlemesi ile yayınlıyoruz.

04 Haziran 2013 Salı 12:34
MÎRZE MİHEMED

 Bir varmış bir yokmuş. Allah’tan büyük ilah yokmuş. (Hebû tinebû ji xwedê mezintir kesik tinebû).Çok eski bir zamanda üç kardeş yaşarmış. Yaşlı ve hasta babaları bir gün onları yanına çağırmış.”Evlatlarım! Görüyorsunuz çok hastayım. Yarın öbür gün bu dünyadan göçüp gideceğim. Size vasiyetim ava gitmeyin. Hayvanlar zararsız canlılardır, onları öldürmeyin.”demiş. Bir iki gün sonra babaları ölmüş. Yılarca babalarının vasiyetini yerine getirip ava gitmemişler. En küçük kardeşleri olan Mîrze Mehemed büyümüş. Bir gün Mîrze Mehemed ağabeylerine ava gideceğini söylemiş. Abileri, her ne kadar babalarının vasiyetini hatırlatmaya çalışmışlarsa da Mîrze Mehemed dinlememiş. Atına binip yola çıkmış. Atını dörtnala dağa sürmüş. Şiddetli bir yağmur yağmaya başlamış. Yağmurdan korunmak için bir yer aramış. Büyük bir mağara görmüş. Atını mağaranın girişinde bağlayıp, içine girmiş. Mağara çok derin ve genişmiş. Mîrze Mehemed mağarada ateş yakmaya çalışırken bir ses işitmiş. Mağaranın derinliklerinde bir ateş görmüş. Yavaş yavaş ateşe doğru gitmiş. Ateşin başında, dünyalar güzeli bir kız, elleri ayakları bağlı bir şekilde, sessizce ağlıyormuş. Kız Mîrze Mehemed’i görünce korkmuş.”Kimsiniz, aklınızı mı kaçırdınız, niye buraya geldiniz? Mağaranın sonunda yatan yedi başlı devi görmediniz mi? Beni zorla kaçırıp burada tutuyor. Bu mağara sihirli bir mağara, artık mağaradan da çıkamazsın. Yedi başlı dev uyanınca seni de beni de yer”demiş. Mîrze Mehemed kızın ellerini ayaklarını çözer. Sonra kıza ”Bu yedi başlı devi öldürmenin bir yolu yok mu?” diye sormuş. Kız “Tek bir yolu var. Eğer iyi nişancıysan, tek darbeyle ortadaki kafasını koparırsan onu öldürürsün. Ama dev bir daha vur diyecek. Eğer bir daha vurursan dev canlanır. Sakın tuzağına düşüp ikinci defa vurma”demiş. Mîrze Mehemed kılıcını çekmiş. Yavaşça yedi başlı devin yanına gitmiş. Mîrze Mehemed çok iyi bir nişancı olduğu için tek darbeyle devin ortadaki kafasını kopatmış. Dev acıyla haykırmış. Sonra bir daha vur demiş. Mîrze Mehemed ”Hayır ben tek darbeyle öldürürüm.”demiş. Çok geçmeden de dev ölmüş. Mîrze Mehemed’le kız birbirlerine âşık olurlar. Kız Mîrze Mehemed’e yüzüğünü verir. Dışarıya nasıl çıkacaklarını düşünürken birden dışarıdan sesler duymuşlar. Mağaranın girişine gitmişler. Mîrze Mehemed’in ağabeyi, Mîrze Mehemed gelmeyince onu aramaya çıkmış. Mağaranın girişinde de atını görünce seslenmiş. Mîrze Mehemed başından geçenleri anlatmış. Ağabeyi, onları çekmek için halat bulmaya gitmiş. Halat getirip mağaraya sarkıtmış. Kız Mîrze Mehemed’e ”Ağabeyini gözüm tutmadı. Önce seni çeksin. Sonra da beni çekersiniz” demiş. Mîrze Mehemed kabul etmemiş ve kızın beline halatı bağlamış. Kızı yukarıya çekmiş. Ağabeyi kıza göz koyduğu için Mîrze Mehemed’i mağarada bırakmış. Kızı da sürükleyerek götürmüş. Kız elinden kurtulup mağaranın ağzına gelmiş. Mîrze Mehemed’e seslenmiş.”Devin yanında iki tane taş var. Biri siyah, diğeri beyaz renktedir. Taşları birbirine sürt iki tane kıvılcım çıkacak. O kıvılcımlar iki tane koça dönüşecek. Koçlar yerlerinde hiç durmuyorlar. Beyaz renkli koçun özerine atlarsan seni yeryüzüne çıkaracak. Yanlışlıkla diğerinin üstüne atlarsan seni yedi kat yerin dibine indirecek” demiş. Ağabeyi gelip kızı götürmüş. Mîrze Mehemed devin yanındaki taşları birbirine sürtmüş. Taşlardan çıkan kıvılcım koçlara dönüşmüş. Mîrze Mehemed beyaz renkli koçun özerine atlamak isterken siyah olan koçun üstüne düşmüş. Koç onu yerin yedi kat altına götürmüş. Yerin yedi kat altındaki dünya kapkaranlıkmış. Mîrze Mehemed ne yapacağını şaşırmış. ÇOK uzakta cılız bir ışık görmüş. Işığa doğru gitmiş. Küçük bir kulübe görmüş. Kapıyı çalmış. Yaşlı bir kadın kapıyı açmış. Yaşlı kadın kim olduğunu sormuş. Mîrze Mehemed başından geçenleri anlatmış. Kadın çok üzülmüş. Mîrze Mehemed’e yemek getirmiş. Yemekten sonra Mîrze Mehemed su istemiş. Yaşlı kadın ağlamış.”Oğlum bizim burada haftada bir gün suyumuz olur. Sadece bir yerden içme suyu getiriyoruz. Onun deliğine de kocaman bir yılan girmiş. Haftada bir gün, ona, bakire olan bir kız ile yedi tane koyun veriyoruz. Ancak o zaman suyu bırakıyor. Köyümüzde kız kalmadı. Yarın da ağanın kızını verceğiz”demiş. Mîrze Mehemed Çok üzülmüş. Kılıcını bilemiş ve sabahı beklemiş. Sabah ağlama sesleriyle uyanmış. Kılıcını alıp dışarı çıkmış. Bütün köylü, toplanmış, siyahlar içindeki ağanın kızını, yılana, vermeye götürüyormuş. Mîrze Mehemed de kalabalığın arasına karışmış. Çeşmenin başına gelmişler. Mîrze Mehemed kızı yılanın ağzına kendisinin vermek istediğini söylemiş. Kızın anne ve babas kızlarını o halde görmek istemedikleri için evde yas tutuyorlarmış. Köylü Mîrze Mehemed’in bu isteğini hemen kabul etmiş. Çünkü kimse bunu yapmak istemiyormuş. Mîrze Mehemed kızı deliğin yanına götürmüş. Keskin kılıcını da kızın bacağıyla birlikte deliğe uzatmış. Yılan ağzını kocaman açıp, kafasını uzatmış. Mîrze Mehemed kızın bacağının yanından gizlice kılıcını yılanın ağzına sokmuş. Yılan kızın bacağını kapmak için delikten çıktıkça Mîrze Mehemed onu parçalamaya başlamış. Bu şekilde yılanı öldürmüş. Kız hemen elini yılanın kanına vurup Mîrze Mehemed’in sırtına sürmüş. Yılanın ölmesiyle birlikte su gürül gürül akmaya başlamış. Köylüler sevinç içinde ağanın evine koşmuşlar. Ağaya, yabancı bir adamın, yılanı öldürüp kızını kurtardığını söylemişler. Çok geçmeden de biricik kızları gelmiş. Sevinçle kucaklaşmışlar. Ondan sonra ağa köyün bütün erkeklerini çağırmış. “Yılanı öldürüp kızımı kim kurtardı“ demiş. Birkaç kişi ben kurtardım demiş. Kız, babasına beni kim kurtardı biliyorum demiş. Köyün bütün gençlerini dizmişler. Sırtındaki kan lekesinden dolayı Mîrze Mehemed’i bulmak zor olmamış. Ağa Mîrze Mehemed’i yanına çağırmış. “Kızımı kurtardığın için onu seninle evlendireceğim ayrıca dile benden ne dillersen” demiş.  Mîrze Mehemed başından geçenleri anlatmış ve tek isteğinin yeryüzüne çıkmak olduğunu söylemiş. Ağa bunun için elinden bir şey gelmediğini söylemiş. “Yeryüzüne çıkmak için sadece bir ihtimal var. Şu karşıdaki dağda çok büyük bir kartal yaşıyor. Her yıl kartalın yavruları uçmaya yakınken, öldürdüğün yılanın benzeri gelip onları yiyiyor. Yılan tam bu dönemde kartalın yavrularını yiyiyor. Eğer o yılanı da öldürürsen o kartal, seni yeryüzüne çıkarabilir” demiş. Mîrze Mehemed kılıcını biledikten sonra kartalın yuvasının olduğu yere gitmiş. Kartalın yavruları artık uçmaya yakınmış. Mîrze Mehemed yuvanın yanında saklanmış. Bir iki gün beklemiş. Tam umudunu yitirmişti ki büyük bir gürültü duymuş. Gürültü gitikçe yaklaşmış. Ağaçların dalları kırılıyormış. Mîrze Mehemed gizlice bakmış. Kocaman yılan yuvaya doğru geliyormuş. Kılıcını çıkarıp beklemiş. Yılan tam yuvanın yanına giderken Mîrze Mehemed kılıç darbeleriyle yılanı öldürmüş. Çok geçmeden de kartal gelmiş. Yuvasının yanında bir adam görünce, her yıl yavrularını öldürenin bu adam olduğunu düşünmüş. Mîrze Mehemed’i parçalamak için hızla alçalmış. Yavruları: “Anne bu adam bizi kurtardı. Bizi yemeye gelen yılanı öldürdü. Ona bir şey yapma” demiş. Kartal adamın yanına konmuş. Kartal:"Madem her yıl yavrularımı yiyen yılanı öldürdün dile benden ne dilersen”demiş. Mîrze Mehemed başından geçenleri anlatmış ve tek isteğinin yeryüzüne çıkmak olduğu söylemiş. Kartal bunun çok zor olduğunu söylemiş. Ama yine de deneyeceğini söylemiş. Bunun için de yedi koç ve yedi tandır ekmeği istemiş. Mîrze Mehemed de ağanın yanına gitmiş. Ağadan yedi tandır ekmek ve yedi tane de koç istemiş. Ağa isteklertini çok kısa sürede hazırlatmış. Mîrze Mehemed yiyecekleri kartalın kanatlarının üstüne koymuş. Yavrularla vedalaştıktan sonra kartala binip uçmuşlar. Kartal her katta dinlenmiş. Gücünü toplamak için de bir tandır ekmekle bir koç yemiş. Son katta çıkarken kalan son koç düşmüş. Mîrze Mehemed de baldırındaki etini hançeriyle kesip kartala vermiş. Kartal tam yiyecekken bunun insan eti olduğunu fark etmiş. Dönüp Mîrze Mehemed’e bakınca bacağının kanlar içinde olduğunu görmüş. Kartal eti kestiği yerin üzerine koyup kanadını sürmüş. Mîrze Mehemed’in bacağı eski halini almış. Kartal Mîrze Mehemed’i köyün yakınlarına bırakmış. Vedalaşıp yerin yedi kat altındaki yavrularının yanına gitmiş. Mîrze Mehemed de köyünün yolunu tutmuş. Geçen bu zaman içinde Mîrze Mehemed’in saçı sakalı birbirine karıştığı için yolda görenler onu tanıyamamış. Köyde düğün sesi geliyormuş. Yolda yaşlı bir kadına rastlamış. Kimin düğünü olduğunu sormuş. Yaşlı kadın “Mîrze Mehemed adında bir genç ava giderken mağarada yedi başlı devin esir aldığı kızı kurtarmış. Mîrze Mehemed’in abisi kızı mağaradan çıkartmış ama kardeşini bırakmış. İşte o kızın ve Mîrze Mehemed’in abisininin düğünüdür. Fakat on gündür kız kendini bir odaya kilitlemiş. Yanına da bir bardak zehir almış. Eğer yanına biri giderse içeceğini söylüyormuş. Onun için on gündür düğün devam ediyor ”demiş. Mîrze Mehemed yaşlı kadına her şeyi anlatmış. Kadın inanmamış. Mîrze Mehemed Kadının evine gitmiş. Tıraş olunca da yaşlı kadın onu tanımış. Yaşlı kadın, Mîrze Mehemed’e sarılmış, ağlamış. “Sana yardım etmek için elimden ne gelirse yapacağım ” demiş.  Mîrze Mehemed parmağındaki yüzüğü çıkarıp yaşlı kadına vermiş. “Bunu bir şekilde geline gösterebilirsen sana kapıyı açar. Çünkü bu yüzüğü o bana vermişti” demiş. Yaşlı kadın yüzüğü alıp düğün evine gitmiş. Gizlice gelinin kapısını çalmış. Gelin, eğer içeriye girerse zehri içeceğini söylemiş. Kadın yüzüğü delikten gösterince, gelin, yüzüğü tanımış. Yaşlı kadına kapıyı açmış. Kadın, geline Mîrze Mehemed’in evde onu beklediğini söylemiş. Gece herkes uyurken gelinle yaşlı kadın gizlice kaçmış. Mîrze Mehemed’le kız birbirlerine sarılıp, hasret gidermişler. Yaşlı kadına teşekkür edip uzak diyarlara kaçmışlar. Orada mutlu bir hayat sürmüşler.

    Masalım çalılıkların arasına gitsin. Allah’ın rahmeti annenizin ve babanızın üzerine gitsin.(  Çîroka min çu nav dal û diriya rehmet li dayîk û bavê we hemuya.)

DERLEYEN VE TÜRKÇE'YE ÇEVİREN: NURCAN AKIL

Sasun.org

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV