banner27
23 Nisan 2018 Pazartesi

Sason'un İlkçağ Tarihi

Renkleer...

14 Şubat 2013, 19:36
Renkleer...
Murat Malgir

Uzun ayrılıkların etkisinden midir, bana aitlerin yitip gitmesinden mi.. Geçmişimin sakladığı anıların izine rastlamamın, rastlantıdan ibaret olmaya başladığı ve karşılıklılık içerisinde yabacılaşmayı hissetmeye başladığım yerin, doğduğum yer olması hüznün etkisini büyütürken, bana iyi gelen şeylerden biri olmaya başlamıştı, arabayla hız seyrimi azaltarak yol aldığım yerleşiğimin girişinde, refleks gibi başlayıp ama aslında alışkanlığa dönen bir hareketle sağa bir bakış fırlatıp onun varlığını yakalamak…

Ve aslında artık vaz geçmek zorunda kaldığım, yada alışkanlıkların vazgeçilmezliğinin etkisiyle aynı şeyi tekrarladığımda sevinç veren değil acıya dönüştüren yitiklerim olmaya başladı o anlar, varlığını yitirdiğimde… Bir vardı, bir yoktu’nun olağandışı alt üst edişini daha kaç olay yaşatabilirdi ki insana. Varlığına doyamayanların varlığıyla dolu bir dünya geride bırakarak… Göçüp gitmişti zamanı durdurup akıllarımızla oynayarak. Gerçeğin acımasızlığı ile hafifliği arasında bir yerde, farklı ruh hallerinde gezindirerek savurdu zihinlerimizi… Hangisi daha çok inandırıcıydı, hangisi etkisiyle gerçekti. Gerçek önemli miydi? Vazgeçmeli miydik gerçeklerden? Biz vaz geçtiğimizde gerçek gerçekliğinden vazgeçer miydi?

Akrabalık değildi çekim merkezinde duran, öyle olsa gerçek sarsıntıyı yaşayanlar sadece bizler olur muyduk. Amcaydı, dayıydı, kardeşti, ağabeydi çokça ama en çok hatta fazlasıyla gerçek bir baba ve eşti. Bize Nur’ettirendi. Zihni, yüreği, bakışları dili ve ilişkilerindeki ışıkla, herkestendi, herkeste sevgi besleten. Bizim kadar kendi kaybı olarak Nur’ettirendi. Zihni, yüreği, bakışları dili ve ilişkilerindeki ışıkla, herkestendi, herkeste sevgi besleten. Bizim kadar kendi kaybı olarak gören kalabalığın sevgi ve duası kaç kişiye nasip olmuştu. Ama tüm bu kocaman sevgi halleri ve dualar bile yetmemişti iyi olmaya. ‘İyiler gider, kötüler kalır’ kuralının işlemesi ağır geliyordu insana ve iyi şeyleri eksilterek hayatlarımızı çalan, hayatlarımızdan çalan bir eziyete dönüşüyordu, ortalıkta fazlaca ruhsuzların dolaştığı dünyada…

Belleğimde sadace iyi şeyler var ona ait olan, tertemiz, lekesiz ve bir de yokluğunun yol açtığı ağrılar, anılarına ve emanetlerine sahip çıkmanın dışında hiçbir şeyin kesemeyeceği. Bir yokluğun, bir ilkin varlığına denk geldiği yada yol açtığı bir yazı olacaktı demek buradaki ilk yazım. Zaman kendi akışı içerinde yol alırken iyi mi gelirdi bize unutturur muydu halen şokunda olduklarımızı?... İyi olmak mı iyiydi, unutmak mı? O iyileri hep alıp çeken altın kural bedenini çalmışsa da aramızdan, zaman ne kadar akarsa aksın varlığını çalamayacak, eksiltemeyecek bizden… Onun boşluğunu doldurma gibi gerçek ötesi anlamlardan kaçınarak ama her daim anılarının ve emanetinin yanında yer alarak, hep onun yanında olacağız. Tıpkı eskisi gibi, bir şeyler değişmiş olsa da değiştirmeden….

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK OKUNANLAR
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV