banner27
21 Temmuz 2017 Cuma

Avrupa ve ABD'nin Çilekleri Sason'dan

Dağlar İmparatorluğunun Merkezi: Sason Kalesi

Sason kalesi, halk arasında Bozıka olarak bilinen Kaleyolu Köyü’nde bulunmaktadır. 1960’lara kadar kısmen sağlam olan yapı zaman içerisinde define avcıları tarafından harap edilmiştir. Bugün her ne kadar harabe gibi dursa da eski ihtişamından geriye, taş yığınları arasında kalan birçok yapı günümüze kadar ulaşmıştır. Ama bu yapılar ile ilgili çalışmalar, yüzey araştırmalarından öteye gidememiştir.

30 Ağustos 2013 Cuma 22:51
Dağlar İmparatorluğunun Merkezi: Sason Kalesi

 Mezopotamya, Anti Toroslar olarak bilinen dağlara borçludur varlığını. Bu dağların zirvelerinde eriyen karlarla coşan dereler, yüzyıllar boyunca her mevsim bereketi taşıdı coğrafya insanına. Anti Toroslar içerisinde geniş bir alanı kaplayan Sason dağlarının da uygarlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır. Ulaşımın güçlükle sağlandığı bu dağ imparatorluğunda 20.yüzyıl başlarına kadar da Tarihi Sason bölgesinin merkezi olan Sason kalesi bulunmaktadır.

 Sason’un kadim tarihinden günümüze sadece yıkıntılar ve bu yıkıntılar üzerinde oluşturulmuş önyargılar kalmıştır. Yüzlerce yıl, Mezopotamya’nın birçok halkına hoşgörü ile ev sahipliği yapmasına rağmen, 1890’dan 1940 yıllarına kadar adının isyanlarla anılmasıyla kaderi tamamen değişti. 20.yüzyıl başlarında kent merkezi, Sason Kalesinin 25 km güneyinde bulunan Kabilcevz (bugünkü Sason) yerleşim yerine taşındı.

Sason kalesi, halk arasında Bozıka olarak bilinen Kaleyolu Köyü’nde bulunmaktadır. 1960’lara kadar kısmen sağlam olan yapı zaman içerisinde define avcıları tarafından harap edilmiştir. Bugün her ne kadar harabe gibi dursa da eski ihtişamından geriye, taş yığınları arasında kalan birçok yapı günümüze kadar ulaşmıştır. Ama bu yapılar ile ilgili çalışmalar, yüzey araştırmalarından öteye gidememiştir.

Dağlar arasında yer alan eski yerleşim yeri, varlığını Zovaser dağına borçludur. Zovaser’in yüksek yamaçlarından akan kaynak suları, kale ve çevresinde yemyeşil bir vadi yaratmıştır. Kaynaklarda kale surlarının uzunluğu 3000,  genişliği ise100 adım olduğu belirtilmektedir. Kırmızı büyük taşların kireç kaymağıyla birleştirilmesiyle inşa edilen kale surlarının yüksekliği 20–25 metreye ulaşmıştır. Bu surlar, kalenin üst kısmını üçgen şeklinde kuşatmaktaydı. Surların üst kısmı dışarıdan kemerli olmuştur.  Şerefhan, surlarının yüksekliğinden dolayı Sason kalesinin üzerinde kuşların uçamadığından bahseder. Kale içinde bulunan doğal mağaralar depo ve ahır olarak kullanılmıştır. Aşağıya doğru inen taş kaplı yolun izleri 1915’e kadar belirgindi. Sasun Bölgesinin en önemli ve en tanınmış kalelerindendir. Çevredeki halk yabancı istilacılara karşı sıklıkla buraya sığınıp savunma mücadelesi vermiştir.  

Sason şehri ve kalesinin ne zaman kurulduğu belli olmamakla birlikte birçok tarihi kaynakta Movses Khorenatsi’nin aktardığı şu olayı doğrulamaktadır: “Senekerim Asurî kralıydı. Senekerim’in oğulları Adramelek ve Sanasar, babalarını öldürerek kaçmış ve bizlerin yanına gelmişlerdi. Sanasar’ın soyu çoğalarak Sim denen dağı doldurdular. Adramelek’ten ise Ardzruniner ve Knuniner soyu oluştu”.

Sennacherib’in (yani Senekerim) iki oğlu tarafından öldürüldüğü bu olay, Tevrat’ta da anlatılmaktadır: “O gece RAB'bin meleği gidip Asur ordugâhında yüz seksen beş bin kişiyi öldürdü. Ertesi sabah uyananlar salt cesetlerle karşılaştılar. Asur kralı Sanherib ordugâhını bırakıp çekildi. Ninova’ya geri döndü ve orada kaldı. Bir gün kendi ilahı Nisrok’un evinde tapınırken Adrammelek ve Saretser onu kılıçla vurdular ve Ararat diyarına kaçtılar. Ve yerine oğlu Esarhaddon kral oldu”

Sasonlu Tavit Efsanesi`nde de buna benzer bir olay aktarılmaktadır: Buna göre kaleyi ve kenti, Araplar zamanında, o zamanki kralın izniyle Sanasar ve Bağdasar adında iki kardeş inşa etmiştir. Kaleye adını aksakallı bir dede koymuş; dede kalenin yüksek duvarlarını görünce şaşırmış ve buraya “Sasun” adını (Ermenice`de “kocaman sütun” anlamında) vermiştir. Böylece kaleye “San-sun”, “Sasun”; evin adı da “Sasun Evi” (Sasna Dun) olmuştur.


            Bu kaynaklara dayanarak Sim dağı olarak tabir edilen bölge Sason dağlarıdır. Sason ismi de Sanasar (Saretser)’den gelerek, onun soyundan manasında, Sanasunk – Sasunk şeklinde kullanılmıştır. Adramelek’in soyundan gelenler ise Arzan – Erzen bölgesine yerleştiler.

Sasun isminin en eski kaydına Urartu Kralı Menua (M.Ö.810-786) dönemine ait çivi yazıtlarında “Şaşnu” olarak rastlamaktayız. Aynı zamanda Asur kralı III. Tiglath-Pileser (M.Ö.744-727) dönemine ait çivi yazılı kayıtlarda da “Sassu”  şeklinde geçtiği görülmektedir.

4. yüzyılın başından itibaren Erzen bölgesinin paylaşımı konusunda Perslerle Bizanslılar arasında başlayan savaşlar, yüzyılın sonuna kadar devam etmiştir. Bu dönemde Bizanslılar, savunma amaçlı olarak karşı taarruzların bertaraf edilmesi için Sason, Kozluk ve Bitlis üçgeninde çok sayıda savunma amaçlı kaleler kurmuştur. Bu dönemde Sason kalesiyle birlikte Pertukan kalesi, Beksi kalesi, Rabat kalesi, Kandil kalesi ve Hazzo kalesi  gibi doğudan batıya ulaşımı sağlayan ipek yolunun bu bölgedeki kontrolünü sağlayan bir görev üstlenmiştir.

            Ortaçağ’da Sasun bölgesi, Ermeni-Arap çatışmasının merkezi oldu.  İslamiyet’in kuzeye doğru yayıldığı 7. ve 9. yüzyılda Arap saldırılarına karşı yürütülen mücadeleyi Ermeniler,  ulaşılması zor, dağlık bölge olan Sasun’u üs olarak kullanmışlardır.

             16. yüzyıl, Sason Beyliği’nin en parlak dönemini yaşadığı dönemdir. Beyliğin merkezi kimi zaman Sason Kalesi, kimi zaman Hazzo kalesi olmuştur. Osmanlı – İran çatışmalarında Sason beyleri önemli roller üstlenmiştir. 

Sason bölgesi, 19. yüzyıla kadar yarı özerk konumunu devam ettirmiştir. Osmanlı Devleti’nin yönetiminde eyaletlerin yerine vilayetler kurulunca (1864), Sason’da Siird Sancağına bağlanarak önce Diyarbakır, sonra da Bitlis vilayetine bağlanmıştır. Bu tarihten itibaren Sason bölgesi parça parça  Bitlis, Muş, kısmen de Genç ve Siirt sancaklarına dâhil edilmiştir.

Sasun Kalesinde bugün  taş yığınları arasında yılara meydan okuyabilmiş birkaç duvarın dışında pek bir şey kalmamış. Ama yine de Sasun’un geçmişini aydınlatma noktasında önemli bir tarihi alandır. Harabelerin altında sağlam duran bir çok odanın ise en fazla ziyaretçileri define avcıları olmaktadır. Bugüne kadar Sasun bölgesi ve Sasun Kalesi ile ilgili önemli bir araştırma yapılmamış olması üzüntü vericidir.

BEHCET ÇİFTÇİ

 

Sasun.org

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    Sason'un en önemli kültür varlığı hangisi?

    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    KİM KİMDİR? Tümü
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV